5 Ağustos 2012 Pazar

The Vampire Diaries~




Bu nasıl bir seridir arkadaş?
Beni kendine bağlayan dizilerden biridir kendisi. Karakterlerinin hepsine tek tek aşık olduğum muhteşem seridir. 
İnsanlar artık vampir dizilerinden, filmlerinden bıkmış bulunmakta -Buna ben de dahilim.- Ama bu seri bir başka arkadaş. ‘Gel beni izle’ diye bağırıyor orada.
Şu gördüğünüz mahlukatları ben çok severim. Hepsi  benim bebeklerim. Hepsini yerim ^^
Normalde dizilerdeki asıl kızları pek sevmem. Ya çok salak olur ya da beni kıskançlıktan kudurtacak kadar güzel. Ama Elena öyle değil. Beni kıskançlıktan kudurtacak kadar güzel, ne istediğini bilmeyen bir aptal olsa da ben onu çok seviyorum. Dedim ya TVD diğer dizilere, filmlere benzemiyor diye. Elena’yı canlandıran insanında hakkını yememek lazım şimdi. Nina Dobrev’den bahsediyorum. ‘Of yavrum!!’ diye ağzınızın sularını akıtabilirsiniz beyler. Düşünün ben bile ‘Taş gibi hatun lan bu.’ Demekten kendimi alamıyorum.
Orada bir sarı şeker var gördünüz mü? Caroline’dan bahsediyorum evet. O nasıl bir tatlılıktır arkadaş! ‘Ay canım benim seni yerim!’ diyerek sevesim var. Kendisini canlandıran hatunun hakkını yemek olmaz şimdi Candice Accola ayrı bir taş. Her ne kadar gözümde bir Nina Dobrev olamasa da hakkını yemem kızımızın.
Bakın bakın Salvatore kardeşlerimizden biri var orada. Elena az yemedi onu. –Ne fesatsınız siz ya. Gözleriyle yedi demek istedim.- Evet Stefan’dan bahsediyorum. Bu mükemmel dizide bir terk Stefan’a pek ısınamadım. Nedendir bilmiyorum. İyi, hoş çocuk. Oldukça dikkat çekici bir insan –vampir- ama olmadı. Ona bakınca içim kıpırdamıyor arkadaş. Halbuki Paul Wesley çok taş bir çocuktur.
Bakın bana dil çıkartmış. 'Sevmezsen sevme sana mı kaldım?' ifadesi bu. Paul seni değil Stefan'ı sevmiyorum ben -,-
Bakın kendisi de sevmiyor Stefan'ı  ehehe :D


Bir diğer kardeşimize gelelim. Allah’ım Damon nesin sen? İnan değilsin! ‘Vampir o salak!’ dediğinizi duyuyorum. Tamam, tamam üstüme gelmeyin. Dizinin ilk başından beri Stefan’ı sevmeyen ben, Damon’ı görünce dibim düştü. Daha dün gibi hatırlarım. Damon’ı ilk gördüğümde ‘Oh taşa gel!’ diyerek yatağın üstünde tepinmiştim. Düşünün ta o zamandan ‘Elena Stefan’ı bırak gitsin Damon var koş ona!’ demiştim. Dizinin başından beri Delena diye yanıp tutuşmaya başlamıştım.
 Mimiklerin efendisi!
Delena aşktır ya -,-

Gelelim son bombamıza. Klaus denen o yaratığı bana verin! Kurban olurum, gözünüzün yağını yerim verin onu bana. O bakışları beni benden alan mahlukat. Sinirli halini gördünüz mü? O nasıl bir tiptir ya!! Yüce Rabbim Klaus’u beni benden alsın diye yaratmış yav –Hayat Bilgisi izleyen insan tipi.- Damon diye bir taraflarımı yırtıyordum ama keşke yırtmayıp az bekleseymişim. Klaus diye yırtardım. Joseph Morgan ne kadar şeker, ne kadar taş bir insan fark ettiniz mi?
Şunun tipe bakın lan! O nasıl bir gülümseme? 'Güleyim de Şevval ölsün' demiş resmen herif.
Yerim seni ^^

Bunu da koyar giderim -,-

svvl_vip

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder