24 Mart 2013 Pazar

Fuar var dediler geldik!


 1 aydan uzun süredir ne şevval ne ben post atmıyoruz takipçimiz falan varsa şimdiden özür dileriz yani. 1 aydır niye post atmıyoruz bilmiyorum. atmıyoruz işte başka açıklaması yok ama bence üşengeçlikten. şu anda bu postu atmamın sebebi de sizinle rezilliğimi paylaşmak evet ben o süper cool insan (kişi kendini övüyor) rezil oldum gerçi en az benim kadar şapşal arkadaşlarıma oldum ama oldum yani gerçi onlarda oldu aslında biz baya bir otobüse rezil olduk.

Olayı anlatacak olursam her şey bir beden dersinde hocamızın 'siz ingilizce sınıfsınız duydum ki hilton otelinde yurt dışı eğitimiyle ilgili fuar gibi bi'şey varmış bir bakın' demesiyle başladı. bizde süper zeki insanlarız çok iyiyiz ya hani dedik ki 'gidelim!' bazı nedenlerden dolayı sadece ben, ayşe ve damla olarak 3 salak gidebildik üçümüzde birbirimizden salağız yani ciddi anlamda salağız olamaz böyle bir şey.

O kadar rezil olduk ki en son artık 'BANA KADERİMİN BİR OYUNUMU BU?!' diyordum.

Dediğim gibi biz beden hocasının gazına gelip cumartesi günü buluşup bu fuara gitmeye karar verdik. cumartesi günü geldi biz bir güzel fatihte buluştuk hayır işin komik yani hiç birimizde hilton nerede bilmiyoruz evet elmadag'da nişantaşına doğru ama hiç birimizin hilton'da işi olmamış ki zaten niye olsun? oda ayrı bir konu yani ben bir nişantaşını biliyorum orayada ya taksiyle yada arabayla gitmişliğim var zenginim ya güya. neyse ablama sordum babama sordum derken bize verilen talimatlar doğrultusunda 69A'ya binip hiltonu gördüğümüz gibi inicez. şunu demek istiyorum ki ablacığım senin verdiğin koordinatlara, tavsiyeye yol tarifine saygılar. allah kahretsin demek istiyorum sayın okuyucular bir yol bu kadar mı karıştırılır yahu?!

Saçma hikayeme devam ediyorum. efendim biz fatihte buluşup saraçhaneye gittik 69A bekliyoruz meğersem benim salaklığım yüzünden (geldi 1. rezillik) yanlış tarafta yarım saattir bekliyormuşuz paldır kültür karşı tarafa geçti geçtik ama damlalar yarım saaat söylendi şaka niyetine ama söylendiler yani artık ömür boyu vururlar bunu yüzüme neyse orada bir 10 dk. bekledikten sonra geldi otobüs ama siz bizim o sevincimizi görecektiniz. oppasına sarılan fan gibiydik resmen. işte biz bu şekilde otobüse bindik şansımızı sevelim oturadabildik ama 3müzde ayrı yerlerdeyiz damla en arkada ayşe 2 sıra önünde ben onun yan sırasında sonra bir yaşlı teyze geldi iyi bir türk genci olarak yerimi teyzeye verdim o sırada damlanın yanındaki adam inecekti yerine bana verdi çok sağolsun buradan teşekkürlerimi iletiyorum kendisine. neyse biz ilerlerken ben bir kafayı kaldırdımki  ilik gibi çocuk karşımızda böyle 1.85 boylarında saçın bir kısmı uzun ama arkaya atılmış o arada öne düşüyor bu geri itiyor falan giyimi güzel apaçi gibi değil gayet cool çocuk birde baktım elinde ingilizce çalışma kitabı diğerinde kalem çözüyor ama ezik 1 saat aynı yeri çözdü hatta çözemedi. neyse ben damlaya geçirdim dirseği benim aptal sarışınım baktı çocuğa sonra sevgilisyle konuşmaya devam etti ama ben dururmuyum? durmam anasını satiyim yalnızım ben her türlü erkeğe gözlerimi dikip bakma hakkım var! bakıyorum çocuğa arada ayşeyle falan konuşuyoruz sonra dayanamadık damlanın telefonuyla çocuğun resmini çektik bir hatıradır kalsın diye.

Allahın cezası bir trafik atlattıktan sonra biz hala otobüsteyiz tabi sonra damla bir feryatla dediki 'HİLTON' baktık hilton yolun biraz tepesinde dedim okey geldik ya şimdi durak kaldı bir baktımki bunlar otobüsü durdurdu indik biz dedim 'LAN?!' efendim neymiş ben hilton görünce inelim demişim hayvan yolun ortasındamı inelim dedim?! neyse biz böyle bir otobüse rezil olduk çocukta gitti öyle. biz başladık yürümeye ama kopacak ayaklarım artık yolda 2 tane adam gördük dedik biz hiltona nerden gireriz meğersem çalışanlarıymış bize bir güzel söylediler yolu teşekkürler kendilerinede. ama öyle bir yoldayız ki nasıl ıssız anlatamam yani kaçırılsak kimse duymaz o derece bide ara yol var kestirme dedim herşey bitti bişey olcaksa olsun artık şurdan gidelim dediler olmaz bir feryat figan dedim tamam ulan işte biz böyle yürümeye devam ederken daldık hiltona arka bahçeden, güvenliğe sorduk bizi fuarın olduğu binaya yönlendirdi ama ben o ieft afişlerini görünce nasıl mutlu oldum anlatamam hemen danışmaya gittik online randevu numaralarımızı verdik hop daldık içeri girer girmez birer çanta verdiler bize içinde broşüler dedim !allah bedava çanta!' işte böylede fakirim kkk. biz fuara daldı ama oda bize daldı heryer cıbır cıbır ünili dedim anasınınki yeaa olcak işmi bu be 11. sınıf bebesiyiz biz. gerçi ben 12 olcak yaştayım ama eğitim sistemimizde bir 11. sınıf bebesiyim neyse herkese biz 12'yiz dedik eh yalandan kim ölmüş dimi?





(Fuardan bir görüntü)

Her şeyin ötesinde oxford house'un önündeyken bir baktım otobüsteki ilik! önce dedim ki ben süper zeki biriyim o çocuk buraya gelcek demiştim geldiii çok güzel geldi ama anasını satiyim biz yanlış yerde inmiş cici kızlarız dedim allah bize kahretsin yürüyün zaten sonra çocuğuda unuttuk daldık fuara.

Önce dedikki türkle konuşalım bulduk bir yer konuştuk kız bize nasıl yurt dışına gidiceğimiz falan hakkında bildi verdi broşür verdi yolladı tam ilerlerken ablanın teki broşür ve kitapçık verdi meğersem oda deftermiş tabi o ayrı sonra bir baktık her yer cıbır cıbır ingiliz birde aksanlı konuşuyorlar allah be!

Önce biraz gezdik falan sonra çok harcımızşmış gibi universty of london'ın önüne gittik adam türkçe bilmiyor dedim hobeeerrreey girdimi bize! tabi giren bişey yok gayet güzel konuştuk tabi bu ayşe ve damla heycan yaptı bir an konuşamadılar ayşe diyoki 'konuşsana' dicektim lan bok sen konuşsana ama sustum ingiliz adamın önünde kankacığımı dövmek olmaz şimdi. Biz adamla güzel konuştuk istediğimiz bölümleri söyledik bize defter ve broşürü verdi gönderdi.

Biz yolumuza devam ettik küçük bir kızın olduğu bir yere gittik bir türk abla ve amca vardı ayrıca. biz gittik adam önce dediki 'how old are you' dedim 'i'm eighteen and they're seventeen' bana demezmi 'then i can't help you' önce bir 'LAN?!' oldum sonra amca güldü falan meğersem liseymiş lan bununki 7-17 yaşındakileri alıyorlarmış sonra biz konuşurken başka bir ilik geldi çocuk bi'şey sordu gitti damlada çocuğa baktı amca dönüp dedi 'he is handsome right?' dedik 'yeeees' biz güldük falan amca dönüp  'you're so handsome they like you' demezmi! allahıma bin şükür çocuk duymadı dicektim 'amca lan yanında kızın var deme öyle şeyler öğrencek sonra sana yazık yani ' ve evet o küçük sevimli cıbır kızda amcanın kızıymış. sonra bir türk vatandaşı geldi orda görevli olup amcanın yanındaki kızın arkadaşı olan amca döndü dediki 'is he handsome?' bir baktık 'ehhh' dedik amca koptu çocuk bir dudak büzdü falan sonra şakalaştıkişte. amca bize demezmi eğer üçünüzde gelirseniz indirim yapcam bize verdi indirimi tabi gitceğimiz yok ama gitmek isterdim yani çünkü güzel okul 3 haftalık bir kurs gibi hemde ingilterede yani düşünen varsa söyliyim adınıda 'taunton school international' böyle arayın bence internetten yani iletişim bilgilerini türkiye için bulursanız güzel fırsat biraz el yakıyo ama çokda değil (amcanında reklamını yaptım bu arada kkk)

İşte biz böyle amcayı bıraktık başka ingilizlerle konuşuyoruz falan sonra bir baktım ben kadının tekiyle ünisi hakkında bilgi alırken bu arada kadın bana gece hayatımızda çok zevkli falan dedi çok mu içici gördü acaba beni acaba lan? neyse işte ben ablayla konuşurken bir baktım ayşeler kamera çekiyor diye kaçmışlar estonyalı bir ablanın yanında buldum bunlar konuşuyor ama anlamıyor çünkü abla bir konuşuyoki ışık hızı mübarek dedim azcık yavaş konuşun. lan bu arada 1.66 boyumla 1.80 ablayla konuşmak çok zordu dayamış bide topukluyu dedim höh be höh!
Neyse biz estonyalılardan azcık bilgi, takvim, biraz bröşür ve şeker alıp (bu arada amcadan da çikeleta aldık bayada güzeldi) yolumuza devam ettik sonra bir baktık bir amca bizim damlaya iş atıyor dedim LAN! kızın sevgilisi var yaşından başından utan! tabi bunu demedim ama demek istedim tabi amca bize bedava defter falan verince böyle oldu.
Sonra biz baktık yukarda ingilizce konuşma seviyenizi ölçün diye test varmış dedim yapma bunu ya! gidelim ama ayşenin vakti yoktu bizde pıtı pıtı gittik o arada da bir sürü yere bilgi almak için başvurdum o ayrı o kadar çok broşür almışım ki kollarım koptu.

Durun ama o salak gün daha bitmedi.
Biz 3 salak ayşeyi zeytinburnu otobüsüne bindircez diye geberdik tarlabaşına gitcez ama nasıl gitcez? inşaattan yollar girmiş birbirine neyse millete sora sora gittik ki türk milleti sanmayın turistleri türk sanıp sorduk oda ayrı bir gerizekalılığımız.
Neyse işte biz bulduk tarlabaşını ayşe bırakmıyor bizi diyor nolur kalın benle neyse bekledik bunuda bindirdik otobüsüne yolladık taksime geri döndük tabi biz dönene kadar damla daldı perukculara saçımı satcam diye -benimde belime kadar sarı saçlarım olsa bende satarım- neyse bu salağı çektim taksime dedik kokoreç yiyelim bu salak dediki kuzenimle yediğim yere gidelim dedim okey ama önce birer ıslak hamburgeride indirdik tabi mideye o ayrı neyse bir baktımki galataya kadar geldik ama öldürücem damlayı sonra yanlış ara sokağa girdik derken bulduk kokoreççiyi indirdik birer kokoreçi ve midyeleri miğdeye çıktık gittik tabi saat 6 olunca babişlerde aramaya başladı biz koştur koştur gittik tarlabaşına geri döndük (İNŞAAT BİT ARTIK!)
Ulan pasodada para yok bide onu dolurma yeri aradım derken ben bindim otobüse damla mahsun mahsun kaldı orda. ben otobüsten indim eve vardım bu anca bindi yani o derece gelmedi otobüsü sonra annesiyle buluştu baba tehlikesindende kurtulduk işte.

Gördüğünüz gibi bu salak blogger ciddi anlamda bir salak. arkadaşları da o derece salak. Bu anımıda sizle paylaştımki anlayın nasıl saf salak cici ve bir o kadar mal bir insan olduğumu diye he bide beni sahiplenin sevin diye.
işte böyle bir anınında sonuna geldik arkadaşlar başka salakça bir yazımda görüşürüz yine yazarım ben bir ara size gene. zaten dershaneye başladım allah bilir kendimi nasıl rezil etcemde yazcam buralara bekleyin beni!
 I'LL BE BACK!.
-jewelbet